Tuzun Faydaları, Zararları, Günlük Tuz İhtiyacı Ne Kadar?

Nisan 17, 2018 Baharatlar

 

Vücuttaki sıvı dengesi, kas ve sinir fonksiyonları için insanın tuz ihtiyacı olduğu gibi aşırı tuzun zararları olduğu da bilinmektedir. Peki ne kadar tuza ihtiyacımız var?

Tuzun özellikleri yakından incelenirse, başta sodyum ve klorür olmak üzere çeşitli elementlerden oluşan bir mineral denilebilir. İnsan vücudu, dolaşımında ne kadar sodyum olduğunu tespit edip, düzenleyebilir. Eğer seviye çok fazlaysa, ya susama hissi gelir ve su içilir, ya da böbreklerden hızlıca atılır. Fazla tüketiminin vücuda zararları olduğu bilindiği gibi, tuz alımını azaltıldığında da baygınlık, sersemlik, kas sorunları gibi bazı belirtiler ortaya çıkar. Günlük tuz ihtiyacı öğrenilip, bilinçli şekilde tüketilirse bu sorunların gelişmesine izin verilmemiş olunur.

Tuz Hakkında Bazı Gerçekler

Tuz yani sodyum klorür, %40 sodyum, %60 klorür içerir. Sofra tuzu ve deniz tuzu olarak ikiye ayrılır.  Sofra tuzu veya kaya tuzu yer altındaki kayalardan elde edilir. Sofra tuzlarının çoğunluğunda iyot denilen ve vücut için değerli bir elektrolit bulunur. Deniz tuzu ise buharlaşma yoluyla elde edilir.

Vücudun tuza ihtiyacı vardır. Azı veya fazlası belirtilere yol açar.

Fazla tuz tüketilmesinin sebebi işlenmiş veya paketli gıdalardaki gizli tuzdur. Paket gıdaları alırken içindeki sodyum veya tuz miktarını kontrol etmek gerekir. Amerika’da tuz tüketimin %75’i gizli tuzdan oluşur.

Tuzun Faydaları

Tuz insülin duyarlılığını düzenleyerek kan şekeri kontrolünü sağlar. Düşük tuzlu diyetlerde insülin direncinin arttığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Tuzun doğal antihistaminik etkisi vardır. Yani alerji reaksiyonları, hatta astım ataklarını gerilettiğine dair çalışmalar vardır.

Vücuttaki asit baz dengesini korur.

Mide pH’ını düzenler ve yenilen gıdaların sindirimine yardımcı olur.

Önemli bir stres hormonu olan adrenalinin hızla yükselmesini azaltır. Kalp ritmini ve metabolik dengeyi kontrol altına alır.

Stres ve endişe azaltıcı etkisi ile uyku kalitesini arttırmaya yardım eder.

Tuz tüketiminin arttırıldığı bir çalışmada kortizolun vücuttan atıldığı ve kan kortizol değerlerinin düştüğü gösterilmiş. Kortizolun metabolizmayı yavaşlatıcı ve kilo aldırıcı etkisini tuz alımı azaltabiliyor.

Farelerde yapılan bir çalışmada sodyum kısıtlaması sonrasında, yapmayı sevdikleri günlük aktivitelerden kaçındıkları görülmüş. Araştırmacılar sodyumun antidepresan etkisi olabileceğini açıklıyorlar.

Tiroid fonksiyonlarını düzenlemek tuzun faydaları arasındadır.

Isı üretici etkisi ile vücudun ısı kontrolünü düzenler.

Diyet ile yeterli tuz alınamıyorsa, vücut aldesteron denilen bir hormon üretir ve idrarla atılan sodyumu kısıtlar. Bu sırada iyon dengesini sağlamak amaçlı potasyum ve magnezyum gibi bazı önemli elementlerin de atılımı olur ve kanda bu elementlerin eksiklikleri ile karşılaşılır.

Cilt ve saç tellerinin sağlığını korur. Özellikle deniz tuzu çeşitli kozmetik ürünlerde de cildi canlandırıcı etkisi sebebiyle kullanılmaktadır. Akneleri azaltır ve cildin dolaşımını hızlandırır.

Tuz florit de içerdiğinden diş ve diş etlerine olumlu etkileri vardır. Ilık suyun içine tuz konularak yapılan gargara ağız hijyeni açısından önemlidir.

Sinüs tıkanıklıklarında veya geniz akıntısında tuzlu su en iyi tedavi seçeneğidir. Şişme ve tıkanıklıkları giderir, rahat nefes alınmasına yardımcı olur.

Tuzun belki de en bilinen faydası yemeklere güzel bir tat verir, iştah açıcı özelliği vardır. Yemeklerden zevk alınmasını sağlar ve yemeğin kalitesini arttırır.

Yetersiz Tuz Alımı

Hiponatremi denilen sodyum düşüklüğü durumu sersemlik, bilinç bulanıklığı, kaslarda seyrelme, kas krampları ve nöbetlere yol açabilir. Sodyum seviyesi hızla düşerse koma ve ölüme kadar gidebilecek bir tablo oluşur. Yaşlı bireylerde şikayetler çok daha şiddetli olabilir.

Yüksek riskli gruplardan biri olan aşırı terleyen atlet ve sporcular için sodyumdan zengin gıda ve elektrolit içeriği fazla sporcu sıvıları önerilmektedir.

Tuzun Zararları

Fazla sodyum tüketimi yüksek kan basıncı ve kalp damar hastalıkları ile sonuçlanabilir. Kanda yüksek miktarda sodyum bulunursa, sodyumun yoğunluğunu dengelemek için damar içine su girişi artar. Dolaşım sistemindeki sıvı hacmi artınca kalp kanı pompalamak için daha çok çalışmak zorunda kalır. Damarlar elastikiyetini kaybeder ve gerginliğini arttırır, hasarlara daha duyarlı hale gelirler. Yüksek kan basıncı atardamarlarda plak oluşumuna zemin hazırlar, bu da kalp krizi, inme, felç gibi kalp-damar hastalıkları riskini arttırır.

Tuz vücuttan böbrek yoluyla atıldığı için fazla tuz tüketimi böbreklerde çeşitli hasarlara ve böbrek taşlarına neden olur.

Kalsiyum atılımını da arttırdığı için kemiklerde biriken kalsiyum azalır ve kemik erimesi de denilen osteoporoz görülür.

Sodyumun bağışıklık sistemini uyararak, lupus, multiple skleroz gibi bazı otoimmun hastalıklara sebep olabileceği gösterilmiş.

Tuz ile salamura yapılarak pişirilen gıdaların mide kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Özellikle Asya ülkelerinde popüler bu beslenme şekli yüzünden bu kıtada mide kanseri oranı dünyaya nazaran yüksektir.

Su tutucu özelliğinden dolayı vücutta ödemi arttırır.

Araştırmacılar çok tuzlu yemek tüketen çocukların eş zamanlı şekerli içecekler tercih ettiğini ve bu durumun obezite ile sonuçlandığını belirtmişler.

Hamilelik döneminde yüksek tansiyona neden olabilir. Bu durum bebeğin gelişimini etkileyerek hem anneye, hem de bebeğe ciddi zararlar verebilir.

Amerikan Kalp Derneği (AHA) çok potasyum tüketen kişilerde, sodyum tutulumunun düşük olduğu yayınladı. Potasyumun sodyumun olumsuz etkilerini azalttığına inanılır, tuzun zararları önlenmiş olur. Potasyumdan zengin gıdalar; brokoli, muz, domates, avokado, beyaz fasulye, ıspanak, kuru kayısı, somon balığı.

Yemeklerin lezzetini değiştirmeden tuz yerine başka baharatlar tercih etmek de mümkün. Kırmızı biber, karabiber, kurutulmuş sebzeler ile aroma katılabilir. Limon ve limon suyu, çeşitli sirkeler de alternatif olarak kullanılabilir.

Tuz Tüketimine Kimlerin Daha Çok Dikkat Etmesi Gerekir?

Özellikle yaşlı bireyler için tuz tüketimi biraz daha risklidir. Bu grup bireylerin çoğunda hipertansiyon ve kalp rahatsızlığı bulunmaktadır. Hipertansiyon ilaçlarından bazıları idrar söktürücü özelliğindedir. İdrar söktürücü kullanan hastalarda, sıvı ve tuz dengesinde bozulma olur. Yaşlı bireylerde ise böbreklerin süzme kapasitesi azalmış, su ve tuz tutma yetenekleri bozulduğu için bu denge daha da önemli bir hale gelir, yakından izlem gerektirir.

İshal, kusma, ateş gibi durumlarda su ve tuz kaybı artar ve bu hastalarda kayıpların hızlıca yerine konulması gerekir.

Diyabet hastalığı vücudun çeşitli organlarına zarar verebilir, özellikle böbrekler sık tutulan organlardır. Hastaların böbrek fonksiyonlarında bozulma başlamışsa su ve tuz dengesi ilk olarak etkilenir.

Günlük Tuz Tüketimi

Amerikan Kalp Derneği günde maksimum 2300 mg sodyum alımı önermektedir. İleri yaşlarda bu rakam 1500 mg ile sınırlandırılmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü ise yetişkinler için günde 5 gram altında tuz tüketilmelidir önerisinde bulunmuştur. Önerilen dozlarda tuz tüketimi ile zararlı etkileri ortadan kaldırılmış olunur.

 

Himalaya Tuzu faydaları nelerdir İçin http://faydalarinelerdir.net/himalaya-tuzu-faydalari-nasil-kullanilir-zararlari sayfasına göz atabilirsiniz.

Ayrıca tuz ile ilgili merak edilen konulardan biri olan iyotlu tuzun faydaları hakkındaki makalemizde http://faydalarinelerdir.net/iyotlu-tuz-faydalari-nedir-ne-ise-yarar-zararlari yazımızda yer almaktadır. Okumak için linke tıklayabilirsiniz.

 

Tuzun Faydaları, Zararları, Günlük Tuz İhtiyacı Ne Kadar? Kullanıcı Yorumları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir